• 24 Mart 2026 18:13

Güncel Haberler

Güncel Haberler

Cinayette perde aralanıyor: İfadeler gündem oldu

Byadmin

Mar 24, 2026

İstanbul Ümraniye’de silahlı saldırıda öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin aralarında Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu ve İzzet Yıldızhan’ın da bulunduğu 7 şüpheli tutuklandı. Aleyna Kalaycıoğlu’nun emniyetteki ifadesi ortaya çıktı.

‘KUBİLAY AYAK İŞLERİNİ YAPARDI’

Aleyna Kalaycıoğlu ifadesinde, “Kubilay Kaan Kundakçı’yı eski erkek arkadaşım Vahap Canbay aracılığıyla tanıdım. Vahap’ın ayak işlerini yapardı. Vahap onu yeri geldiğinde şoför olarak kullanır, kimi zaman market alışverişine gönderirdi. Bu işleri parasal karşılığı için değil ona yakınlığından yapardı. Bazen Vahap benim de yanıma Kubilay’ı gönderir, bana yardımcı olur, ulaşımımı sağlardı. Çokta sevdiğim bir kardeşimdi, samimiyetimizde vardı. Benim telefonumda ‘Kubi’ adıyla kayıtlıydı. Vahap’tan bağımsız olarak ta görüşür konuşurduk. Arabalar konusunda ilgiliydi. Kendi aracımı ona verirdim. Benim aracımla da gezerdi. Bir keresinde Vahap beni kendi aracında alıkoyduğunda şoförü Kubilay’dı. Bu olay bir sene kadar önceydi, o gün Vahap in doğum günüydü. Doğum günü çıkışı Vahap ile tartıştık ve beni aracında alıkoymuştu. Kubilay’ın ayrıca futbolcu olarak Kars iline transfer olduğunu bilirim. Hatta kendisi için eski futbolcu arkadaşlarım ile de fazlaca görüşme yapmışımdır. Amacım onun iyi bir kulübe transferiydi. Kubilay, Vahap ile çok yakındı ancak geçmişte Vahap’ın Bağcılar’daki müzik stüdyosunun örgüt tarafından taranmasının ardından ailesi Kubilay’ı uzun bir süre kendisiyle görüştürmemişti. Vahap’ın abisi cezaevinde tutukludur, bildiğim kadarıyla 35 yıl ceza almıştır” dedi.

‘ANNEM, ALAATTİN’İN BANA İLGİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ’

Kalaycıoğlu, “Alaattin Kadayıfçıoğlu’nu iki hafta öncesine kadar tanımazdım. Annem, Alaattin’in ailesinden birilerini tanırdı. Annem bana, düzgün bir aileden geldiğini ve Alaattin’in bana ilgisi olduğunu söyledi. Bir bakıma görücü usulü Alaattin ile iki hafta kadar önce tanışarak konuşmaya başladık. Alaattin ile tanışmadan iki hafta öncesi de Vahap ile ayrılmıştık. Alaattin, bildiğim kadarıyla armatördür. Annem benim bu kişiyle tanışmamı istedi. Bu kişi düzgün bir aileye sahip, artık düzgün insanlarla görüş diye beni uyararak tanışıklığımı destekledi. Çünkü annem Vahap ile beraberliğimden de son derece rahatsızdı. Alaattin ile tanışmamızdan bu yana kendisinden tamamıyla olumlu elektrik aldım, kendisi bana karşı çok saygılı ve kibar davranırdı. Bu durum kendisiyle ilişkimizin çok daha hızlı ilerlemesine yol almasına vesile oldu. Alaattin’ın bildiğim kadarıyla sabıka kaydı yoktu. Silahı olduğunu bilmezdim. Olay gününe kadar da kendisinde silah görmedim. Bilal Kadayıfçıoğlu’nu ise tanımam. Sadece Alaattin’in babası olarak bilirim. Kendisiyle yüzyüze ya da telefonla görüşmüşlüğümüz yoktur. Ne iş yaptığını bilmem ancak Alaattin’in aile şirketlerinde çalıştığını bildiğimden onunda armatör ya da denizcilik üzerine çalışmaları olduğunu tahmin ediyorum” dedi.

‘MAFYATİK GRUPLARLA İLİŞKİLERİ OLDU’

Kalaycıoğlu, “Vahap Canbay olay tarihinden bir buçuk yıl öncesinden beridir tanırım. Kendisi eski erkek arkadaşım, sevgilim olur. Kendisiyle ilk tanıştığımız zamanlarda doğup büyüdüğü Bağcılar ilçesinden Beylikdüzü ilçesine ailesiyle taşınmıştı. Bağcılar’da stüdyosu taranması olayından sonra Bağcılar’dan uzaklaşmışlardı. Kendisi rap müzikle uğraşırdı. Tanıştığımız sıralar ben annem ve engelli kız kardeşim Cansu ile birlikte Zekeriyaköy’de yaşıyorduk. Daha sonrasında annem, Cansu ve ben Beykoz’a taşındık. Vahap sürekli olarak bizimle, arkadaşlarını getirip kalmaya başlayınca annem bu durumdan rahatsız oldu. Vahap ile ben ayrı bir eve çıkmaya karar verdik. Annem şu an ki adresim olarak tanımladığım yere taşındı. Bizde Vahap ile Şişli’de ki dairemize taşındık. Vahap ile beraberliğimiz süresinde çeşitli mafyatik gruplarla ilişkileri olduğu gördüm. Benim yanımda telefon görüşmeleri yapıp yine başka kişilere bu görüşme içeriklerini anlatırdı. Kamuoyunu Casper, Dalton ve benzeri isimlerle meşgul eden suç gruplarının adını anardı. Ticari manada yakınlıkları nedir bilmem ama abisinin cezaevine girmesi ve kendi ofisinin bulunduğu çevre ile ilgili bağlantıları olduğunu düşünüyorum” dedi.

‘BASKI VE PSİKOLOJİK ŞİDDET BAŞLADI’

Kalaycıoğlu, “İlişkimizin ilk altı ayından sonraki süreçte Vahap tarafından bana yönelik özellikle psikolojik baskı ve psikolojik şiddet, kısıtlamalar ve tehditler başladı. Spora gidemiyordum, arkadaşlarımla uluşamıyor,

görüşemiyordum. Daha önce müzik yaptığım tüm çevremle iletişimimi kopardı ve beni kendisinin de prodüktörlüğünü yapan Yalçınay Yıldız’a mahkum etti. Ben kendisine olan sevgimden söylediklerini yaptım. Ama mutsuz ve rahatsızdım. Süreç ilerledikçe kavgalarımız büyüdü ve fiziksel şiddete de başladı. Beni kolumdan tutup tartaklamalar ve kafa atmalar gibi şeylerdi. Bu kavgalar üçüncü kişilerin de önünde olurdu. Çünkü evde sürekli olarak kendisinin misafirleri olurdu. Birlikte kaldığımız ev, erkek ambarı gibiydi. Evde mutlaka kendisine ayakçılık eden Kubilay, abisi Erdem, prodüktör Yalçınay birilerinden biri evde olurdu. Daha sonrası bu yaşadıklarımı annemle paylaştığım için ve annemin gözü önünde de çok kavga yaşadığımızdan Vahap’ın da anneme çok büyük saygısızlıkları olduğu için annem yavaş yavaş ilişkimi desteklememeye başladı. Vahap Canbay’da bu durumu öğrendiği için anneme kinlenmeye başladı. Beni annemle üç ay görüştürmedi. Vahap yüzünden annemle konuşamadım. Vahap, bir keresinde Fransa tatili dönüşünde de havalimanında beni tartakladı. Polisten yardım istedim ancak neticesinde adli işlem yaptırmadık, müracaatçı olmadım” dedi.

‘PSİKOLOJİSİ BOZULDU’

Kalaycıoğlu, “Vahap ile beraberliğimiz esnasında kendisinin uyuşturucu kullandığını görmedim, kendisinde silah da görmedim ama çevresinin nasıl bir kitle olduğunu bildiğimden bu gibi suç içeren şeylere erişebilmesinin kendisi için çok güç olmadığını biliyorum. Vahap ile her kavgamızla beni sektörden silme ile çok değer verdiğim köpeklerimi alıkoymakla tehdit ederdi. Köpeklerimi defaten alıkoyup odaya kilitlemiştir. Prodüktörlerimiz ortak olduğundan ve benim seslendirdiğim iki şarkıda kendisinin sözlere katkısı olduğu için şarkılarımı kaldırarak beni piyasadan sileceğiyle tehdit ederdi. Çünkü benim hayata tek tutunduğum şeyin müzik olduğunu biliyordu. Kısacası mutsuz ve toksik bir ilişkimiz vardı. Kendisinin tanıştığımız süreç içerisinde çokça aracı oldu ama son dönemlerde elindeki her şeyi kaybetti ve bana ait aracı aldı. Kendi ailesinin aracıymış gibi kullanmaya başladı. Aracın sahibi benken kendi işlerime ticari taksi tutarak gitmeye başladım. Son dönemlerimizde benden borç aldı ve maddi olarak beni sıkıştırdı. Borcunu geri istediğimde de sanki ben ona borçluymuşum gibi bana bağırdı, üzerime yürüdü. Son günlerimizde psikilojisi iyice bozuldu ve bana sarmaya başladı, ben hiçbiryere çıkamaz oldum. Sadece evde Yalçınay ile müzik yapabilir oldum ve hergün ağlayarak yatağın içinde zaman geçirmeye başladım. Bu durumun neticesi ayrılmamızla sonuçlandı. Vahap ile son dönemlerimizde en çok ters düştüğümüz durum yaptığı hataların, uyguladığı psikolojik ve fiziksel şiddeti konu bittikten sonra kesinlikle kabul etmemesiydi. Ben kendisinde gördüğüm sıkıntıyı dile getirmeye çalıştığımda ‘senin psikolojin iyi değil, sen psikoloğa git. Bu köpeklere de bakamazsın’ diyerek köpeklerimi benden almaya çalışırdı. Bu durum bizi iletişimsiz hale getiriyordu ve ilişkimizi kopma noktasına getiriyordu. Yine bir tartışmamızda köpeğimi alıp evden çıktım. Kendisine ayrılık mesajı attım. Yapamadığıma, ilişkimizin toksik olduğunu dair. Vahap’ta cevap olarak ‘Beni bu şekilde mi bırakacaksın eyvallah Aleyna’ dedi. Bu şekilde kendisini her yerden engelleyerek ilişkimi bitirdim. İlişkimizi o gece karşılıklı anlaşma şeklinde bitmiştir” dedi.

‘KENDİSİNİ VE BENİ ÖLDÜRECEĞİNİ SÖYLEDİ’

İfadesinde olay günü yaşananları anlatan Aleyna Kalaycıoğlu, “Olay tarihi olan 19 Mart gününden bir gece öncesinden Alaattin’in Kandilli’de bulunan, tek başına yaşadığı evinde birlikte kaldık. O sabah işe gitti, ben de stüdyoda kayıt almam gerektiğini söyleyerek olay yerindeki ofise geçtim. Yalçınay’da kayıt için orada olacaktı. Çünkü bitmemiş çalışmalarımız vardı. Ben saat 15.00 sıralarında stüdyodaydım. Yalçın’a da saat 16.00 gibi orada olmasını söyledim. Alaattin bana ulaşımımı sağlamam için araç vermişti. Ben köpeğimle birlikte stüdyonun önüne geldim. Araç elektrikli olduğundan aracı durdurmayı başaramadım, ekranın kapandığını görmeyince Bertin’i aradım ya da mesaj attım. Kendisine dışarı gelip aracı kapatmasını istedim. Ben ve köpeğim araçtan indikten sonra Bertin aracı kapattı ve birlikte stüdyoya geçtik. Yaklaşık bir saat kadar sonra Yalçınay yolda olduğu halde beni arayıp, Vahap’ın çok kötü olduğunu ve eve döndüğünü, bugün yanıma stüdyoya gelemeyeceğini söyledi. Ben de ona işle ilişkilerimizi karıştırmaması gerektiğini söyledim. O sırada telefonu Vahap eline aldı. Çıldırmış ve ağlar halde, bağırarak bana hayatımda biri olup olmadığını sordu. ‘Ben birşeyler araştırdım, görüştüğün birilerimi var’ dedi. Bu ihtimalle kendisini ve beni öldüreceğini söyledi. Üstüne basa basa o gün intihar edeceğini, herşeyi yakacağını yıkacağını söyledi. Ben yeni ilişkimden haberi olmasını istemediğim için ilişkimi kendisine söylemedim. İlişkim olmadığını söyledim, kardeşim üzerine yemin ettirdi. Bu diyalogları üzerinden zaman geçince yine kabul etmeyeceğini düşündüğümden Bertin’in telefonundan Vahap ile görüşmemizi sesli kayda aldım. Oradaki kayıttan Vahap’ın psikilojisinin ne kadar bozuk olduğu da gözlenecektir. Ona sakin bir dilli ilişkimizin bittiğini ve kendisinin de bu durumu kabullenmesi gerektiğini söyleyerek telefonu kapattım” dedi.

‘KUBİLAY’A BU OLAYA DAHİL OLMAMASINI SÖYLEDİM’

Kalaycıoğlu, “Bu görüşmenin öncesi ya da hemen sonrasında aynı gün Kubilay beni aradı ve ‘Abla ben sizi barıştırmak istiyorum. Oraya gelmek istiyorum’ dedi. Ben de Kubilay’a ısrarla bu olaya dahil olmaması gerektiğini, onun gelmesiyle barışmayacağımı, Vahap’ın araya kimseyi sokmaması gerektiğini, ilişkimizin bittiğini, Kubilay’ın da ailesiyle zaman geçirmesini, bizimle meşgul olmaması gerektiğini söyleyerek ısrarla gelmemesi istedim ve telefonu kapattım. Bizim bu diyalolarımız üzerine Bertin bana ‘Şu aracı ben biraz uzağa çekeyim’ dedi. Çünkü birkaç gün önce evden eşyalarımı aldırmak için benzer plakalı bir aracı Vahap ile birlikte eski kaldığımız eve gönderdiğimden Vahap plaka üzerine aracın şoförü, eşyaları almak üzere giden kadın çalışanı sıkıştırarak sorular sorup kendince araştırma yapmış. Şoför de aracı Zuhal Hanım gönderdi diye geçiştirmiş. Bertin’in bu konudaki hassasiyeti de Vahap yeni bir beraberliğe başladığımız Alaattin’i öğrenmesin diyedir. Bu yüzden bizde Bertin’in aracıyla yemek yemeye çıktık. Köpeğimi de stüdyoda bıraktım. İçeride bir temizlik abla vardı. Bertin ile yemek için dışarı çıktığımız sırada stüdyonun alt sokağından geçerken telefonum çaldı. Telefonumda ‘Rapnoz’ adıyla kayıtlı Yalçınay arıyordu ancak yanında Vahap’ın olduğunu, onun benimle görüşmek istediğini bildiğimden telefonu açmadım. Yalçınay ısrarla Bertin’i aramaya başladı. Bertin telefonu açtı. Yalçınay geldiğini, stüdyoya girmek istediğini söyledi. Ben de tek başına gelmediğini düşündüğümden köpeğimi de çalarlar diye temizlikçi ablaya telefonla geri dönüp kimseyi içeriye almamasını söyledik, zaten abla da bu gelenleri tanımadığından bizden cevap almadan onları içeriye almamıştı. Bu süre zarfında Yalçınay’a stüdyoya geri dönmeyeceğimi, o gün için artık çalışmayacağımızı, saatin geç olduğunu söyledim ve Bertin ile yemeğe gittik. O sırada Bertin’in stüdyo kamerasından ve stüdyoya yakın oturan stüdyo girişini görür mesafedeki arkadaşını aradık. Bertin’in arkadaşına sokak üzerinde Kubilay’ın babasının beyaz renkli aracı olduğunu bildiğimizden bu özelliklerde bir araç olup olmadığını sorduk. Bertin’in arkadaşı yok dedi. Bunun üzerine ‘Sokakta gördüğü ve içerisinde birilerinin olduğu araç var mı?’ diye sorduğumuzda Bertin’in arkadaşı birkaç araç saydı, ama bunlardan 16 plakalı aracı Kubilay’ın kullandığı araçlardan diye bildiğimden ‘İçinde kimse var mı?’ diye ayrıca sordum. ‘İçinde birileri var, birşey bekliyorlar’ dedi. Bunun üzerine ben annemi aradım, bu araçta Vahap’ın olduğuna ve bana zarar vereceğine emindim. Çünkü ısrarla o kadar süre beklemezlerdi. Çünkü günler öncesi de arkadaşlarımın evinde kaldığımı tespit edip bu arkadaşlarımın evlerinin önüne de geldi ve benim aşağıya inmemi mail atarak istedi” dedi.

‘KAÇACAK DELİ ARADIM’

Kalaycıoğlu, “Ama ben kendisiyle hiçbir şekilde iletişimde olmadım. Bertin ile yemek yerken korkmuş durumdaydım ve kaçacak delik arıyordum, titriyordum, ilk defa kendimi böyle hissediyordum. Annemi aradım. Beni stüdyoda beklediklerini söyledim. O sırada Alaattin’i arayıp stüdyoya geri dönmeyeceğimi, Vahap’ların beni beklediğini söyledim. Bu mesajlar telefonumda kayıtlıdır. Alaattin de bana yemekten kalkınca direkt eve gelmemi söyledi. Annem de korkuyla defalarca beni arayıp kendisinin yanına gitmemi söyledi. Ben de annemin gönlünü almak için önce anneme sonrasında Alaattin’in evine gitmeye karar verdim. Korktuğumdan Bertin de yanımdaydı, kendisini de stüdyoya göndermeyeceğimi söyledim. Bu sebeple anneme birlikte gittik. Bertin de yanımdaydı. Bertin’in stüdyoya yakın oturan arkadaşı Kenan’dan içinde Vahap’ın olduğunu düşündüğüm 16 plakalı aracın halen stüdyo önünde beklediği haberini aldık. Alaattin, ‘Polisi arayalım bu kişileri ihbar edelim’ dedi. Benim canımı sıkmamam için Alaattin bana uzun uzadıya moral verici bir mesaj attı. O gece benim yeni şarkımın platformlara yüklenmesi gerekiyordu. Ben halen annemde iken Yalçınay’ı aradım ve nerede olduğunu sordum. Bana evin yakınlarında bir tekeldeyim dedi. Ben de ‘Ne kadar zamana evde olursun’ diye sorduğumda ‘Yarım saate kadar evdeyim’ dedi. Ben ‘Benimle dalga mı geçiyorsun, evle tekel arası nasıl yarım saat olur’ dedim. O sırada annem yalan söylediklerini ve orada pusuda beklediklerini bildiği için görüntülü konuşmayı kendisine çevirerek ‘Oğlum noluyor, lütfen herkes haddini bilsin, lütfen kendinize gelin artık’ diyerek annelik içgüdüsüyle kendilerine onları çokta kışkırtmadan mesaj verdi. Annem bağırmadan çağırmadan sakin bir dille Yalçınay ile görüştü. Bu görüşme esnasında Bertin de şahitti, Yalçınay da ‘Tamam abla’ diyerek telefonu kapattı” dedi.

‘KONUŞACAĞIM DİYEREK İNDİ’

Kalaycıoğlu, “Bu görüşme vesilesiyle annemin evinde olduğumu anladılar. Aynı zamanda stüdyo çevresini de Bertin in arkadaşı ile takip ettiğimizden görüşmeden sonra aracın oradan ayrıldığını haber aldık. Halen annemlerde otururken Alaattin beni almaya yanımıza geldi. Birlikte Alaattin in evine gidecektik. Alaattin ile birlikte gelen araçtaki iki kişi beni ve Bertin’in stüdyosunun yakınlarına bıraktığım aracı alacak hem de köpeğim irice bir hayvan olduğundan VİP tip büyük alanı olan bu araca köpeği bindirip eve götürecektik. Annemin evinden Bertin’i de yanımıza alıp kapının önüne indik. Bertin buraya gelirken kullandığımız kendi aracıyla bizim önümüz sıra stüdyoya vardı. Bertin de 16 plakalı aracın orada olmadığını bize tekrardan teyid etti. Bertin ile mesajlaşmamızda bu detaylar geçmektedir. Annemin eviyle Bertin’in stüdyosu arası araçla 5 dakika mesafededir. Biz Alaattin ile siyah renkli binek araca bindik. VIP araçta önümüz sıra seyrediyordu. Stüdyoya geçip aracı, eşyalarımı ve köpeğimi alıp oradan hemen ayrılacaktım. Bertin’e köpeği hazırlamasını, hızlı hareket etmesini rica ettim. Eşyaları almaya giden VIP ile stüdyoya geçtiğimiz VIP araç aynı araç olduğundan Vahap’a görünmeden, Vahap benim hayatımda bir başkası olduğunu anlamadan bir an evvel oradan ayrılmak niyetindeydik. Biz Bertin ile yazıştığımız sıra Vahap’ların bulunduğunu tahmin ettiğimiz araç orada yoktu. Bizde bu güvence ile hızlı bir şekilde stüdyoya geçip alacaklarımızı alıp ayrılmayı düşündük. Stüdyo önüne geldiğimizde Vahapların aracı geri dönmüştü. Farları açık bir şekilde Bertin’in arkadaşının attığı fotoğraflardaki konumundaki bekleme halindeydi. Vahap ve beraberindekilerin beni ve köpeğimi alıkoymak için beklediklerinden emindim. O yüzden tüm gün korkudan titreyerek kendilerinden kaçmıştım. O sırada sokağa Alaattin’in aracıyla dönüş yapmıştık. Sokakta dar bir sokak olduğundan araçlar karşı karşıya geldi ve birbirlerimizi görmüş olduk, Vahap ile gözgöze geldim. Vahap önce bana sonra Alaattin’e baktı. Vahap aracın içerisine yere doğru birşeyler almaya çalışır gibi eğildi. Bu anlattıklarım anlık gelişti, Vahap elini aşağıya uzatmıştı. Alaattin’e dönüp ‘Ne olur devam edelim, burada duraklamayalım, gidelim’ dedim ve ağlamaya başladım. O sırada Alaattin, Vahap’ın araç içerisinde birşeyler yaptığını fark edince Alaattin de bizim içinde bulunduğumuz aracın torpidosunu açarak silah aldı. Sakin bir şekilde bana dönüp ‘Sadece konuşacağım’ diyerek indi” dedi.

‘BEN SİLAH SESİNİ DUYUNCA ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA ARAÇTAN ÇIKTIM’

Kalaycıoğlu, “Ben o esnada araçta ağlıyordum. Sonrasında Alaattin eliyle aracın camına vurarak ‘Kardeşim siz niye böyle yapıyorsunuz, bu kızın peşini bırakın, gidin’ dedi. O sırada Kubilay sürücü koltuğundaydı. Vahap ise yolcu koltuğundaydı. Aracın konumu itibariyle Vahap’ın bulunduğu taraf yola bakıyordu, Alaattin’de Vahap’ın kim olduğunu bilmeksizin kendisiyle diyalog kurmaya çalışıyordu. Şoför mahalli duvar tarafındaydı, Alaattin’in o tarafa yönelmesi mümkün değildi. Alaattin, Vahap ile diyalog kurmaya çalışırken Vahap kendi kapısını açmaya, hızlı bir şekilde ittirmeye çalıştı. Alaattin de kapıyı açtırmadı, itişme oldu. Bunun üzerine Vahap camını açtı, Vahap eliyle Alattin’in tabanca olan elini camdan tutmaya çalışırken bir el silah sesi duydum. Ben Alaattin’in silahına dolduruş yaptığını görmedim, Vahap boylu ve uzun kollu biridir, zaten içinde bulundukları araçta iki büklüm duruyordu. Oturduğu yerden de elini uzatarak Alaattin’e uzanabilmesi mümkündü. Vahap, Alaattin’in koluna temas ettiği gibi silah patladı. Ben silah sesini duyunca çığlık çığlığa araçtan çıktım. Ben kimin yaralandığını görmeden çığlık atarak araçtan indim. Araca doğru koşarken bağırışmalardan birinin yaralandığı ya da birine bir şey olduğunu hissettim. Neticesinde bu olayın içindeki kişiler bu ve benzeri olaylardan kaçınmıştım” dedi.

‘TETİĞİ ÇEKTİM AMA SİLAH PATLAMADI, SİLAH BOŞTU’

Kalaycıoğlu “Bir nevi korktuğumun başına geldiğinden sakındım. Halen kimin yaralandığını görmedim. Kendimce duyduğum silah sesi ve üzerine işittiğim çığlık sesine rağmen kimse vurulmamış olabilir diye de düşündüm, şok geçiriyordum, çığlık çığlığa Kubilay ve Vahap’ın aracına gitmeye çalışırken Alaattin de şoka girmişti, beni VIP aracın içine koydu. O esnada VIP araçta bulunan Mustafa Rece ve Hüseyin Can Avcı da olayın şokuyla ne yapacaklarını şaşırdılar. Kimse böyle bir olayın olmasını tahmin etmedi. Mustafa abi şoför koltuğundaydı. Araca bindik ve kapı kapandı, Alaattin tabancasını arka kapıdan girişte sağdaki koltuğa bıraktı. Beraberimizdeki Hüseyin abi de muhtemelen diğer aracın direksiyonuna geçti. Ben içinde bulunduğumuz araçta tabancayı görünce elime aldım. Olayın şoku ve birine bir şey olduğu vicdanıyla kendi kalbime doğrulttum. Tetiği çektim ama silah patlamadı, silah boştu. Çünkü o olayda zarar görmesi muhtemel her bir kimse benim için kıymetliydi, eski arkadaşım ve yanında kardeşim dediğim kişi dahil. Alaattin bana şokun etkisiyle ‘Sen ne yapıyorsun’ diyerek silahı elimden aldı. Ve şokun etkisiyle öndeki Mustafa Rece ye abi ben sadece konuşacaktım, bu silah patlamayacaktı diye anlatarak ağlamaya başladı. Ne yapacağını şaşırdı. Ben o sırada yerde saçlarımı çeker bir şekilde yatıyordum. Alaattin beni yerden kaldırarak ‘Yanlışlıkla oldu, kendine gel lütfen ben hiç iyi değilim, yanlışlıkla oldu’ dedi. Ben halen kime ne oldu bilmiyordum ” dedi.

Kaynak: DHA

avcılar escort güneşli escort esenyurt escort beylikduzu escort silivri escort şirinevler escort istanbul escort kayaşehir escort halkalı escort merter escort küçükçekmece escort mecidiyeköy escort şişli escort ankara escort antalya escort izmir escort kayseri escort muğla escort kocaeli escort tekirdağ escort maltepe escort dubai vize Rusya Vize istanbul escort anadolu yakası escort